-- SiNeMa - AyNa SiiR MüZiK - Blogcu



<
--- ...

sil bastan - sebnem ferah ---

AyNa SiiR MüZiK

27/3/2009 -

Kategori: SiNeMa


ROMANTİK..
sinan.çetin BEŞ YILDIR BEKLEYEN FİLM GÖSTERİMDE


------------------------------------------------------------------------------------



Bir filmin kahramanı kimdir? Öyküsünü izlediğimiz insan mı? Evet… Biz öyküsünü izlediğimiz insanın ne olursa olsun kazanmasını mı isteriz? Evet…. Biz, kimin öyküsünü izliyorsak onun safında oluruz. Onun her şeye rağmen kazanmasını, önüne çıkan engelleri aşmasını isteriz.

Öykümüzün kahramanı bir kızla tanışır. Onun sevdiği kızla birlikte mutlu olmasını isterken, ikisini ayıran kötü adamdan nefret ederiz. İşte bu noktada sinema tarihi için tuhaf bir durum gerçekleşir; Kahramanımızın peşini bırakıp kötü adamımızın öyküsünde alışılmadık bir yolculuğa çıkarız. Ve artık kötü adam kahramanımızdır. Seyirci olarak kime inanacağımızı şaşırırız. Aklımıza takılan soru şudur. Ya hep inandığımız şey gerçek değilse ?

Şaşırtıcı virajlarla ilerleyen, insanı bir şeye inandırıp, sonra ondan şüpheye düşüren Romantik, aykırı, tuhaf, beklenmedik ve bütün bildiklerimizi reddeden bir finale ulaşır. Kötü adamla iyi adamın birbirine karıştığı film bütün inançlarımızı boşa çıkarır ve şu cümle ile sona erer:
” İnanç perdesi ne kadar kalınsa akıl güneşi o kadar geç doğar”

--------------------------------------------------------------------------------

Daha önce, ‘‘Okan'ın içinde kötü bir cüce var’’ diyerek tartışmayı başlatan Sinan Çetin, Bayülgen'in sahnelerini beğenmediği için, ünlü şovmenin rolünü azaltmıştı. Ancak Bayülgen, tüm bu iddiaları reddederek ‘‘Filmi beğenmediğim için oynamadım’’ dedi. Filmin başrolünde ise rock müziğin ünlü ismi Teoman var. Teoman ise filmde, zorla evlendirilmek istenen kardeşi Yasemin Kozanoğlu'nun düğününü basıp, silahla ortalığı birbirine katan sert bir delikanlıyı oynuyor.

---------------------------------------------------------------------------------
1999_2001..FİLM YILAN HİKAYESİNE DÖNMÜŞ O ZAMANKİ KONUSYLADA ALAKASI KALMAMIŞ.. YADA BİRİ FİLM HAKKINDA YALAN SÖLEMİŞ..

....ama HARİKA BİFİLM OLMUŞ VE BUGÜN GÖSTERİMDE...

 

 

 

 

SiNaN ÇeTiN 'SiNeMa TaRiHi'ne GeÇTi...
----------------------------------------------------------------------------------

İSTANBUL - Enerjik, yerinde duramayan bir yönetmen Sinan Çetin. Söyleşi yaparken bile birkaç soruya cevap verdikten sonra 'Bitse de gitsek' dercesine davranıyor. Sette de farklı değil. Hatta enerjisinin daha fazla olduğunu söylebiliriz. Geldiğinde setin hazır olmasını istiyor. 'Hadi arkadaşlar başlıyoruz' deyip eğer mümkünse kamerayı sırtlanıyor ve başlıyor çekim yapmaya.
Böyle enerjik bir yönetmenin film çekme konusunda elinin çabuk olduğunu düşünebilirsiniz. Bu doğru sayılır biraz. Çünkü karşımızda 'Çiçek Abbas'ı 14 günde çekip bitirmiş bir yönetmen var. Ama gelin görün ki Sinan Çetin, sinema tarihimize yapımı en uzun süren Türk filmlerinden birinin yönetmeni olarak geçecek, sekiz yılda tamamlanan 'Romantik' nedeniyle.
Çekimlerine 1999 yılında başlanan, 2001 yılında finali çekilen 'Romantik' nihayet bu cuma gösterime giriyor. Okan Bayülgen, Teoman, Yasemin Kozanoğlu, David Hemmings, Nail Kırmızıgül, Semih Sergen'in rol aldığı film iki yakın arkadaşın aynı kıza âşık olmasını anlatan Sinan Çetin'in deyişiyle 'tuhaf' bir film.

'Filmi yaptım bozdum...'
Neden bu kadar uzun sürdü 'Romantik'in tamamlanması derseniz, bu aslında Sinan Çetin'den kaynaklanıyor. Filmin aynı zamanda yapımcısı olan Çetin de zaten "Eğer bir suçlu aranıyorsa o benim" diyerek bütün sorumluluğu alıyor üzerine. Filmin sekiz yılda ancak tamamlanmasının sebebini de şöyle açıklıyor: "Bu filmi yapmak benim çok hoşuma gitti. Tıpkı lego oyuncakları gibi, yaptım, bozdum, yaptım bozdum. Bıraksalar hâlâ oynayacaktım ama bırakmadılar. Ama işin aslını şöyle anlatayım. Bir filmin cümlesi bana ait değilse ben o filmi çekemiyorum. Açıkçası ben 'Romantik'in kendi cümlesini bulmasını istedim bütün bu zaman içerisinde. Bu cümle meselesi çok önemlidir benim için. Çünkü film yapım süreci uzun ve karışık bir yolculuktur. Bu yolculukta o cümle sizin pusulanız oluyor." Şimdi 'Romantik' Sinan Çetin'in içine sinecek bir cümlesine ulaşmış durumda: 'Ya hep inandığın şey gerçek değilse?'
Peki Sinan Çetin bu 'romantik' yola nasıl sapmıştı. Epey bir geçmişe gitmek gerekiyor bu soruya cevap vermek için. 'Romantik'in hikâyesi Sinan Çetin'in yıllar önce Ahmet Ümit'in 'Sis ve Gece' kitabını okumasıyla başlıyor. Hemen kitabın haklarını satın alıyor hazırlıklara başlıyor. O zamanlar filmin bir cümlesinden yola çıkarak 'Romantik'i çekeceğini açıklayan Çetin'in planı hazır 'Propaganda'yı bitirdikten sonra 'Romantik'i çekecek. Ama filmin çekimlerine başlanacağı sırada, Çetin 'Sis ve Gece'yi ve cümlesini bir kenara bırakıyor ve iki arkadaşın aynı kıza âşık olmasını anlatan bir hikâyeyi anlatmaya karar veriyor. Çekimlere başlanıyor ama hâlâ Çetin'i rahatsız eden bir şey var, ara veriliyor. O da kendine zaman tanıyor. Çünkü çok önemsiyor filmi, yapımcı da kendisi olduğu için kimseye karşı kendini sorumlu hissetmiyor. Araya 'Komser Şekpir'i alıyor. Onu çekiyor vizyona sokuyor. Zaman zaman 'Romantik' için tekrar çekimler yapılıyor, yeni oyuncular giriyor işin içine, Çetin de montaj masasında filmi toparlamaya çalışıyor, olmuyor. Sonra tekrar yeni çekimler yapılıyor. Çetin kafasındaki filmi ortaya koyamayınca bir süre ara verip tekrar çalışmaya başlıyor. İşte sekiz yıl böyle geçmiş.


'Film senaryo ödülü alacak'
Bunun sebebi kimilerine göre Sinan Çetin'in senaryoya gereken ilgi ve alakayı göstermemesi. Çetin bu eleştirileri tabii kabul etmiyor. O, "Ben yıllardır senaryoları, bozarak, tahrip ederek hatta içine ederek reklam filmleri, uzun metraj filmler çektim. Senaryo dediğimiz şey yönetmen için bir kılavuzdur, kâğıt parçasıdır. Önemli olan yönetmenin o senaryoda anlatılanı seyirciyi ikna edecek şekilde canlandırmasıdır. Yoksa o kâğıtlar iyi bir yönetmenin eline geçmezse iyi bir film olamaz" diyerek yönetmenin iyi olması gerektiğine vurgu yapıyor.
Kâğıtlara pek gereksinim duymasa da Çetin senaryonun önemini biliyor. 'Ben kamerayla senaryo yazdım' diyen Çetin en iyi senaryo ödülü alacağını söylüyor 'Romantik'in. Çetin'e göre insanların anlamadıkları onun çalışma tarzı! Çetin "Her yönetmenin çalışma tarzı vardır. Yönetmen şöyle çalışacaktık, senaryoyu aynen çekecektir diye kanunlar da yok. Bu benim çalışma tarzım" diyor. Ama gülü seven dikenine katlanır misali 'çalışma tarzının' yarattığı zorlukların da farkında. Çünkü oyuncu ve yönetmen ilişkisi konusunda zorluklara neden oluyormuş bu tarz. Şöyle ki, oyuncular ortada senaryo olmadığı için ve nasıl bir karakteri oynadıklarını ve en önemli hangi diyaloğu söyleyeklerini bilmedikleri için sete gelince direktifi Çetin'den alıyorlarmış. Çetin "Oyuncuların diyaloglarını ezberlemek istemesi, karakterlerini kendilerince oluşturmak için zaman istemeleri bir gerçek. Ama ortada oyunculara kılavuz olacak bir metin olmadığı için bir sıkıntı yaşanıyor. Bu sıkıntıdan en büyük zararı da filmin yönetmeni olarak ben çektim" diyor.


Banka'da bitecekmiş!
Artık her şey geride kaldı. "Benim sinema yolculuğumda eşsiz bir mücevher" dediği 'Romantik'i seyirciyle paylaşacak Çetin. Ama bu konuda da bir rahatsızlığı var. Çünkü Çetin 'Kız elden gidiyor' hissi yaşadığını söylüyor. Nasıl yani derseniz, şöyle açıklıyor: "Vizyona film sokmak zevkli bir iş değil. Filmleri yapma, oluşturma süreci daha doğru bir iş. Filmlerin vizyona girme anını ben yetiştirdiğiniz kızı yabancı bir damada teslim etmeye benzetiyorum."
Ha, bu arada unutuyorduk, 'Banka'da bitecekmiş. Bitince de haber verecekmiş Çetin!



--------------------------------------------------------------------------------


Bayülgen: Bizim belgeselimiz oldu
Filmin oyuncuları Okan Bayülgen ile Teoman öncelikle filmin vizyona girmesinden dolayı mutlular. İkisi de bu filmin kendileri için de farklı bir deneyim olduğunu düşünüyor. Okan Bayülgen filme ya 1998 ya da 1999'da başlandığı bu konuda Sinan Çetin'le karar birliğine varamadıkları ama bunun da bir önemi olmadığını söylüyor. Bayülgen "Biz bu sekiz-dokuz yıl içerisinde değiştik, yaşlandık, hastalandık, iyileştik, kilo aldık ama film bütün bu süreç içerisinde günlüğümüzü tuttu. Biz film çekiyorduk öyle başlamıştık ama film bizi çekti. Aslında bir açıdan film bizim belgeselimiz oldu. Bunun için filme karşı büyük sempatimiz var. Bizim için 'Romantik' ismi gibi romantik bir yaşam hikayesidir. Filmin bu kadar uzun sürede tamamlanmasının sebebi Sinan'ın hem yönetmen hem de yapımcı olmasıyla ilgili bence. Sinan o yaz bir film çekip bitirecekti. Öyle başladık ama yıllar geçtikçe filmin üzerine çok şey yığıldı. Küçük bir filmin kurgusu ağırlaştı, çekilmiş çok malzeme birikti, filme yeni oyuncular girdi. Sonra işin içinden çıkalamaz hale geldi. Ama sonunda iyi toparlandı" diyor. Bir daha Sinan Çetin'le çalışmak konusunda temkinli davranacağını da açıkça söylüyor Bayülgen.
Teoman cephesinde de durum pek farklı değil. O da filmi izlerken anılar yolculuğuna çıkıyormuş. "Yabancılaşmadan seyredemiyorum filmi" diyor ve ekliyor, "30 saniyelik bir görüntünün bile arkasında onlarca anı var. Bunun için sürekli çekim yerlerini, anıları ve toplamda yılların nasıl geçtiğini hatırlıyorum. Bu da iyi oluyor açıkçası"...

_________________
UmuTSuZLuK EnBüYüK GüNaH!..      ---------
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/1/2009 - HınCaL abey den ıssız adam yorum ( süper ))

Kategori: SiNeMa


Issız Adam'a "Aşk filmi" demek, aşka hakaret olur.. Aşk bu kadar ucuz, aşk bu kadar aşağılık, aşk bu kadar çirkin değil..
Yeşilçam eskiden "Evde kalmış kenar mahalle kızları"na gözyaşı döktüren filmler yapardı. Çağan Irmak, "Terk edilmiş orta mahalle kızları"nı ağlatmak için bir film çekmeyi denemiş farklı olarak..
Başarmış mı?..
Hayır!..

Bin kere "Hayır!.."
Peki ama hüngür şakır ağlayanlar.. Filmi yere göğe koyamayanlar, daha da ağlamak için tekrar tekrar izleyenler..
Issız Adam'a "Aşk filmi" diyen ve sonunda gözyaşı döken kadınlar eve döndüklerinde aynaya baksınlar. Ağladıklarının Ada değil, kendileri olduklarını göreceklerdir.
Şimdi filmin kahramanlarını tanıyalım..
Ada.. Başlangıçta erkeğe karşı tavırlarından ve sözlerinden anlıyorsunuz ki terk edile edile başı dönmüş bir tip.. Hep de ayni klişe laflarla terk edilmiş.. "Ben sana layık değilim. Sen daha iyi birisine, daha iyi bir hayata layıksın.."
Yani bakar mısınız?.. Bu genç kızın karşısına hep o iğrenç, o prototip çapkınlar çıkmış. Kızı kullanıp gitmişler. Zavallı Ada, bir tane adam gibi adama rastlamamış.. O da erkekten nefret edip kendi yalnızlığına çekilmiş.. Asla kendisinin olmayacak çocukları mutlu ederek annelik güdüsünü tatmin edecek bir iş yaratmış, oyalanıyor..
Alper.. O kelimenin tam anlamıyla Dr. Jekyll, Mr. Hyde tiplemesi.. Gündüz bir harika adam.. Restoranın sahibi ve şefi.. Tüm elemanlarıyla nasıl muhteşem ilişkiler içinde.. Hepsini seviyor ve hem de nasıl seviliyor. İşinde fevkalade başarılı.. Kendine özgü yemekler yaratıyor. Harika sunumlarla masaya gönderiyor, müşteriye özel sunum cümlelerini de tabağın yanına katarak.. Müthiş müzik meraklısı.. Müziğin romantik çağına düşkün.. O zamanın plaklarını arıyor sahaflardan.. Çünkü digital kayıttan da nefret ediyor.. "Müzik iğne ucu kazılan plaklardan dinlenirse, derinliğine ulaşılır" diyor.. Gerçek müzik 45'lik ve 33'lük plaklarda.. CD'lerdekiler sanal onun için.. Aradığı bir plağı buldu mu dünyalar onun oluyor..
Yani.. Tam da âşık olunacak tip.. Öyle sanın..
Bu gündüzlerin Alper'i..
Gece yarısı olup, dükkânın kapısını çektiği ve yalnız evine döndüğünde, o muhteşem Dr. Jekyll gidiyor, yerini iğrenç bir Mr. Hyde alıyor..
Görüyor ve anlıyorsunuz ki, Bu Hyde'ın kadınlarla hiç mi hiç romantik, duygusal ilişkisi olmamış. Hayatında kadın yok.. Aşk yok.. O aşık olmuyor.. Aşk yapıyor.. Parayla satın alarak.. Fahişelerle her türlü fantezi.. İki erkek bir kadın.. Bir erkek iki kadın.. Elleri kelepçeli, kırbaçlı aşklar.. Tatmin olunca da anında toplanan çarşaflarla simgelenen iğrenme duyusu.. Ertesi sabah gene Dr. Jekyll olarak uyanma..
İşte bu Alper bir gün her nasılsa Ada'ya rastlayıp gene her nasılsa, takılıyor.. Hayatındaki ilk gündüz kadını.. İlk duygusal ilişki.. Israrlı takipleri ve Dr. Jekyll kimliğiyle kızı elde etmeyi başarıyor.. Yatağa da sokuyor.. Ve bir vurgu da orda.. Mr. Hyde olarak sabaha dek süren o her türlü fantezinin kurt oyuncusu seks manyağı Alper, Ada'ya daha sarılırken boşalıyor.. Çünkü hayatında ilk defa duygusal seks yapıyor, bilemiyor, heyecanlanıyor ve başaramıyor..
Tamam.. Kabul..
Ve Ada ona duygusallığı öğretiyor.. Kadın yatakta aşkla ve duyguyla nasıl sevilir, onu gösteriyor, anlatıyor.. Bence filmin en güzel sahnesi de bu zaten..
Ve sonra..
Ve sonra, Alper ona aşkı, sevgiyi, bir kadına boşalmak değil, duymak için sokulmayı, dokunmayı öğreten Ada'yla, o eskideki paralı, satın alınmış, ruhsuz, duygusuz fahişeler arasında tercih yapma durumunda kalıyor.
Mr. Hyde kimliği, Dr. Jekyll'i ezip geçiyor. Ve Alper, kendisine sevgiyle, duyguyla, aşkla sarılan Ada'nın yanında yatarken fahişeli geceleri fena halde özlediğini hissediyor...
Tercih yapmak zorunda şimdi..
Ya Ada'la aşk.. Ya fahişelerle seksüel fanteziler!..
Böylesi bir tercihle kendisini bırakan erkeğin arkasından ağlayan kadının benim sözlüğümde bir tek sıfatı vardır..
"Zavallı!.."
Issız Adam'a ağlıyan kadınlar, kendi zavallılıklarına ağlıyorlar aslında..
Issız Adam, aslında Issız Kadının filmi..
Böyle kadınlar Issız kalmaya mahkûmdurlar çünkü.. Çünkü terk edilmeyi daha baştan hak etmişlerdir.
Ağlamak onları kurtarmaz.. O an için rahatlatır sadece..ayır!..
Buna rağmen bu filme gidip göz yaşı döken kadınlar aynada kendilerine baksınlar. Ağladıkları film mi, kendi zavallılıkları mı?.
Ağır mı kaçtı?..
Kaçacak.. Bu filmi 20 gündür öylesine yücelttiler ki, aşkın ve romantizmin anıtı yaptılar nerdeyse.. O zaman gerçeği söyleyenin sesini yükseltmesi gerek..
Peki niye benim dediklerim gerçek oluyormuş?..
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/10/2008 - mustafa 29 ekim 08 gösterimde..

Kategori: SiNeMa

 

Tür : Belgesel / Biyografi / Tarihi
Gösterim Tarihi :
29 Ekim 2008
Yönetmen :
Can Dündar
Senaryo :
Can Dündar
Müzik :
Goran Bregovic
Yapım :
2008, Türkiye

10 Kasım 2008, Atatürk’ün ölümünün 70. yıldönümü. Türkiye 70 yılda Ata’sı için dört başı mamur bir film yapamadı. Yapılan belgeseller, Türkiye ölçeğiyle sınırlı, belli bir dönemle kısıtlı ve resmi bir dilde tutsak kaldı.

Selânik’ten Dolmabahçe’ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına alan, onu şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliği hep hissedildi. Mustafa, işte bu ihtiyaca cevaben hazırlandı.

15 yıldır Atatürk belgeselleri yapan, Sarı Zeybek'le seyirciyi
Ata’nın insani yüzüyle tanıştıran Can Dündar ve ekibi şimdi onun bütün hayatını sinema diliyle anlatıyor. Filmin müziklerini ise, Atatürk gibi Balkanlardan yetişmiş uluslararası bir müzisyen olan Goran Bregoviç besteledi.



http://mustafa.com.tr 
SİTEYE VEYA FRANMAN İÇİN SAYFA SONUNA GİDİN..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/5/2008 -

Kategori: SiNeMa

 

Yönetmen Joby Harold, Joby Harold
Senaryo Joby Harold
Oyuncular Hayden Christensen, Jessica Alba, Terrence Howard, Lena Olin, Christopher McDonald
Filmin Türü Drama, Gerilim
Orijinal Adı Awake
Yapımcı Firma GreeneStreet Films
Yapım Yılı 2007
Yapım Ülkesi ABD, Japonca
Orijinal Dili Yngilizce
Filmin Süresi 84 dakika
Resmi Sitesi http://www.awakethemovie.com/
Dağıtıcı Firma Medyavizyon
Vizyon Tarihi 21.03.2008

Film Konusu

lay (Christensen), geçirdiği açık kalp ameliyatı sırasında ‘anestezik fakındalık’ adı verilen durumu yaşamaktadır. Yani olup bitenin tamamen farkında olacak şekilde uyanıktır, operasyonu tüm acısıyla hissedebiliyordur ancak yine anestezinin etkisiyle vücudu hiçbir şeye tepki gösteremeyecek şekilde paralize olduğundan, ameliyat ekibinin bundan haberi yoktur.

Clay’in genç karısı Sam (Alba), ameliyat sırasında hayati kararlar vermek zorunda kalırken, Clay’de kendi zihni içinde tekinsiz bir yolculuğa çıkar.
İlk kez yönetmen koltuğuna oturan Joby Haroldun imzasını taşıyan bu gerçeküstü psikolojik gerilim; şimdiden Memento ve Sixth Sense ile karşılaştırılıyor.

Resimler

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/5/2008 - tepenin gözleri (sansürsüz)

Kategori: SiNeMa

 

Tepenin Gözleri 2 The Hills Have Eyes 2 SansürsüzTür : Korku

Gösterim Tarihi : 18 Mayıs 2007

Yönetmen : Martin Weisz

Senaryo : Jonathan Craven , Wes Craven

Görüntü Yönetmeni : Sam McCurdy

Müzik : Trevor Morris

Yapım : 2007, ABD , 89 dk.

Oyuncular : Michael McMillian (PFC “Napoleon” Napoli) , Jessica Stroup (PFC Amber Johnson) , Daniella Alonso (PFC “Missy”) , Jacob Vargas (PFC “Crank”) , Lee Thompson Young (PFC Delmar) , Ben Crowley (PFC “Stump”) , Flex Alexander (Jeffrey “Sarge” Millstone)
Ana sayfadan giriş yapanlar için 20 yaşından küçüklerin girmesini ve izlemesini tavsiye etmem..

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/3/2008 - ZuHaL OLCaY MüŞFiK KeNTeR . . . ( _ gecenin öteki yüzü _ filmini

Kategori: SiNeMa
 - - - -------------------------------------------------------------------------- - - - -
gecenin öteki yüzü filminin unutulmaz bir sahnesi. "madem ... About This Video. gecenin öteki yüzü filminin unutulmaz bir sahne...
------------------------------------------------------------
 
www.mevzuhal.com...zuhal olcay müşfik kenter
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/11/2007 - KeFaReT . . .

Kategori: SiNeMa

 

 - - ------------------------------------------------------------------- - - -

İSTANBUL - Dünyanın en seçkin festivallerinden biri olan Venedik’in açılış filmi onurunu elde eden “Kefaret” (Atonement), Joe Wright’ın cesur yönetmenlik anlayışıyla beyazperdeye yansıyor. Keira Knightley (Cecilia), James McAvoy (Robbie) ve Romola Garai’nin (Briony: 18 yaşındaki hali) yanı sıra ilk kez bu filmle oyunculuğa başlayan Saoirse Ronan’ın (Briony: 13 yaşındaki hali) da rol aldığı film, eleştirmenler tarafından tam not alması ile dikkat çekiyor. “Çağdaş klasik” olarak nitelendirilen filmin pek çok önemli ödülü toplaması bekleniyor.

. . .

 Bir bölümü 1935 yazında, bir bölümü İkinci Dünya Savaşı günlerinde Dunkerk kentinde, bir bölümü de 1999 yılı Londra’sında geçen “Kefaret” (Atonement), çocukluğu, aşkı, savaşı, İngiliz toplumunu ve sınıf ayrımını akıcı, etkileyici bir anlatımla sunarken; utanç ve bağışlama, kefaret ve günahları hoş görmenin güçlüğü üzerine de düşünmeye yöneltiyor. Olağanüstü görselliği ve genç oyuncuların rollerine getirdiği yorumlarla dikkat çeken film, Daily Telegraph yazarı David Gritten tarafından kısaca “zafer” olarak yorumlandı.

Aşk ve savaşı başarılı bir dille harmanlayan bu etkileyici dramın konusu şöyle:
1935 yazının en sıcak gününde, on üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia’nın soyunup yazlık evlerinin bahçesindeki küçük havuza girdiğini görür. Tıpkı Cecilia gibi Cambridge’den yeni dönmüş olan çocukluk arkadaşı Robbie Turner de kızı gözlemektedir. O gün sona ermeden bu üç gencin hayatı bir daha düzelmemek üzere değişmiş olacaktır. Robbie ile Cecilia başlangıçta hayal bile etmedikleri bir sınırı aşacak ve küçük kızın hayal gücünün kurbanı olacaklardı. Başkalarına ait sırlara tanık olan Briony, bir suç işleyecek ve bu suçun kefaretini ödemek için ölene kadar çabalayacaktır. Booker Ödüllü yazar Ian McEwan’ın en yetkin kitabı olan Kefaret, edebiyat çevrelerinin alkışladığı bir başyapıt. Çocukluğu, aşkı, savaşı, İngiliz toplumunu ve sınıf ayrımını akıcı, etkileyici bir anlatımla sunarken utanç ve bağışlama, kefaret ve günahları hoşgörmenin güçlüğü üzerinde düşünmeye yöneltiyor.

Yönetmen: Joe Wright
Oyuncular: Keira Knightley, James McAvoy, Saoirse Ronan, Romola Garai
Müzik: Dario Marianelli
Görüntü Yön: Seamus McGarvey
Tür: Dram


Yapım Yılı: 2007

 

 

 

 

 

-------------------------------------------------------

 

 


 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/10/2007 - PiNoKYo

Kategori: SiNeMa

Pinokyo: Yeni Macera
Welcome Back Pinocchio
Tür: Animasyon
Süre:
Yönetmen: Orlando Corradi
Senaryo: Loris Peota, Clelia Castaldo
Müzik: Micalizzi, F.M. Cantini
Yapım Tasarımı: Gian Claudio Gala Toli
Yapım: 2007
Dağıtımcı: Best Line Pictures
Filmin Fragmanı


Vizyona Giriş Tarihi: 14 Eylül 2007

Geppetto Usta’nın ellerinde bir kukladan gerçek bir çocuğa dönüşen Pinokyo hayatının en mutlu günlerini geçirmektedir. Arkadaşlarıyla beraber okula giden ve oyunlar oynayan Pinokyo’ya Mavi Peri tarafından öğütler verilmiştir. Eğer herhangi bir kötülük yaparsa yeniden tahta bir kuklaya dönüşecektir. Perinin öğütlerinden dışarı çıkmamaya çalışan zavallı Pinokyo günün birinde Mutluluk Hırsızları tarafından kandırlır. Büyük bir iyilik yaptığını sanarak okulun paralarını çalan Pinokyo eskisi gibi bir tahta kuklaya dönüştürülmekle cezalandırılır. Yaptığı kötülüğü tamir etmek isteyen zavallı Pinokyo, yanında en iyi dostu Cırcır Böceği ile Mavi Peri’yi bulmak ve yeniden gerçek bir çocuğa dönüşebilmek için yola çıkar. İyilik yolundaki zorlu yolculuğunda Pinokyo ve arkadaşlarını çetim maceralar beklemektedir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

dostluk paylaşım hayatın anlamı... YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM. . .

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

fatima
buuuraa
Buğra Yılmaz ) ( ÇoCuK )
beyazgelinciik
muhacirin
poyrazkoy
arzununpenceresinden
siirimsilerle
ebruname
ilknur gürsoy
aynalarsehri
kayazran
ikikanat
eglencelisaatler
boyacicocuk
haybe
siirzevki
gonulsofrasi
asksizmelek
isocero
emeklilikhaber
ayyuzlumm
eylul eylul
esraihazan
umurcakoyu
umurca
---
İlgili aramalar: müzik - ayna günler geçiyor -  ayna -  günler geçiyor -  ümit milii
---- ... --
İlgili aramalar: müzik - göktan - her yanım ayrılık 2008 -  göktan -   her yanım ayrılık -  2008
--- --- ..... ... ----

Ben nerede Doðdum - AYNA