Can Kırığı içimde garip bir sancı adı yok, acısı çok avaz avaz bağırsam, ağlasam, haykırsam ağız dolusu. kim duyar ki kim koşar yaralarımı sarmaya. hep güvendim, güvendim yolda kaldım, yarım kaldım. yalnız ve ıslak gözlerim aşktan hasarlı... üzerime yağıyor koca bir hüzün bense içinde küçük bir can kırığı
Başbakan'ın “Adalet ve Kalkınma Partisi'ne AKP diyenler edepsizdir” açıklamasının ardından Bitlis'te Eğitim-Sen Şube Başkanı hakkında “Adalet ve Kalkınma Partisi'ne AKP dediği” için soruşturma açıldı.
Eğitim-Sen Bitlis Şube Başkanı Kemal Gültekin, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne, 'AKP' dediği için hakkında İl Teftiş Kurulu tarafından soruşturma başlatıldığını öne sürdü. Gültekin, “Yapmış olduğum basın açıklamamda Adalet ve Kalkınma Partisi yerine AKP dediğim için hakkımda soruşturma başlatıldı. Konuşmamda 10 yerde AKP demiş ve eleştirmişim. Bir sendikacının, şube başkanının iktidarda olan partiyi eleştirmesi, eksik ve yanlışlarını dile getirmesi en doğal hakkı ve görevidir” dedi.
Bu AKP de olabilir, diğer siyasi partiler de olabilir. İktidarda hangi parti olursa eleştiriler ona yönelik olur ve bizim de yaptığımız budur. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi'ne AKP demeyi bile soruşturma gerekçesi yapılması tamamen keyfi haksız ve bir zihniyet meselesidir. Memleketi tek sesli koroya dönüştürme olayıdır. Farklı düşünmeye, iktidarı eleştirmeye tahammül etmeme olayıdır.
‘Siyasal yandaşlık'
Hakkındaki bu soruşturmayla siyasal bir yandaşlığın ortaya çıktığını iddialarına ekleyen Gültekin, şöyle devam etti: “5 yıllık yerel yönetimlerin eksiklik ve sorunlarını dile getirmek, eleştirmek bir sivil toplum örgütünün görevidir. Suç değil aksine demokratik hak ve sorumluluktur. Bunu soruşturma konusu yapmak hak değil, keyfiyettir. Durumdan vazife çıkarmaktır. Siyasal bir yandaşlığı açığa vurmaktır. Bu soruşturmayı başlatan teftiş kurulunun burada tarafsız olmadığını, keyfi davrandığı kendi asli görevleri dışına çıktıklarını belirtmek istiyorum. Ben bir sivil toplum örgütünün başkanıyım. 4 bin 688 sayılı kamu çalışanları sendikalar yasasının ve ilgili yönetmeliklerin ve Başbakanın genelgelerinin bana vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanarak bu açıklamaları Eğitim-Sen Bitlis Şube Başkanı olarak yaptım. Ancak, teftiş kurulu bu yetkilerimi görmezden gelerek sadece öğretmen kimliğimi göz önünde bulundurarak çeşitli soruşturmalar açmakta ve cezalara dönüştürmektedirler. Buradan bu anti demokratik uygulamaların kanunsuz hukuksuz keyfi uygulamaların bir an önce durdurulmasını gerekmektedir. Soruşturmada siyasi ve ideolojik davrandığımı belirtenler bu soruşturmaları açarak ne kadar siyasi ve ideolojik davrandıklarını açıkça belirtmişlerdir.”
Sokaktan geçen 100 Fenerbahçe taraftarını çevirip “unutamadığınız sezon hangisiydi ?” derseniz firesiz olarak “1988-89” cevabı gelecektir. İşte o şampiyonluk bugünden tam 20 yıl önce ilan edildi... Fenerbahçe sahasında Konyaspor’u 4-1 yenip şampiyon oldu…
“Fenerbahçe futbol kaidelerine uymayacak işler yapar” denir ya,hem olumlu hem de olumsuz anlamda doğrudur.O sezon yeni baştan yaratılan kadronun böylesine çılgın bir şampiyonluk elde edeceğine kimse inanamazdı…21 futbolcudan 17`si Fenerbahçe’deki ilk şampiyonluklarını yaşıyorlardı.
Şampiyonluğun ilan edildiği Konyaspor maçı sonrası ağzımızda buruk bir tat vardı. Niye mi buruk ?
Açıklamak zor ama deneyelim.
Maç öncesi akıllarda 2 soru vardı:
1)Fenerbahçe şampiyonluğu ilan edecekti etmesine ama 100 gol barajını aşabilecek miydi ?
2) Aşarsa Golü kim atacaktı ?
Gazetelerde 100.golü kim atacak yarışmaları düzenlenmişti. Bir gazete 100.golü atacak futbolcuya bir araba hediye edeceğini ilan etmişti…
Fenerbahçe Konyaspor’a 5.golü atamadı ve 99’da kaldı…Bugünler için hayal gibi bir sayı 99 gol ! 100.golü o maçta atamadığımız için televizyonları başında,stadyumda buruk bir kitle…
Konyaspor maçında ilan edilen şampiyonluk sonrası rahmetli İslam Çupi şöyle yazmış :
“Sevgiler değişmez dozajda değillerdir. Beşiktaşlının Beşiktaş’ı sevmesi, Galatasaraylının Galatasaray’ı sevmesi bir sevgi fişeğidir ama Fenerbahçelinin Fenerbahçe’yi sevmesi Türkiye’nin en büyük kıyametidir.
İstanbul’u sabahtan itibaren Fenerbahçe’nin başkenti haline getiren Sarı-Lacivert taraftar, on saat önce girdiği statta yeri göğü inletiyor, tribünlerdeki dev korodan çıkan mevsimin en büyük gürültüsü bir Fenerbahçe marşı olarak Yuşa Tepe’sini tırmanıyor, bir vapur gibi Kadıköy’ü denizden geçerek Topkapı Sarayı’nın ne günler görmüş olan yüksek duvarlarına vurup Karaköy’ün serin ve loş akşamına düşüyordu.”
Bir hafta sonraki Sarıyer maçımız hem bizim hem de Galatasaray için önemliydi.
Biz 100.golü atmak peşindeydik.Sarıyer’ın 2 puan gerisinde ve 4.sıradaki “avrupa fatihi” Galatasaray ise ancak bizim galibiyetimiz ile Edirne ötesine geçebilecekti…
Kasap et derdinde koyun can derdinde misali bir durum.
“Fenerbahçe ,Galatasaray Avrupa’ya gitmesin diye Sarıyer’e yatacak mı ?” soruları “zaten Fenerbahçe garantiledi ,bu rahatlıkla Sarıyer’i yenemez” yorumlar ile bitiyordu.
Sarıyer maçına Sarı Kanaryalar ligi bitirmiş bir takım gibi rehavetle değil büyük bir iştahla girdiler. 100.Gol henüz 5.dakikada geldi, Turan Sofuoğlu bu onura erişti.
Maç 3-3 devam ederken Sarıyer formasını giyen Erdal Keser akıllara zarar bir gol kaçırdığını ,daha sonra Galatasaray’a döndüğünü hatırlayan kaç kişidir acaba ?
Fenerbahçe büyüklüğünü büyüklük katarak Sarıyer’ı 4-3 yendi.
Galatasaray Avrupasına gitti.
Araba mı ne oldu ? O sezon kazada hayatını kaybeden Samsunspor’a gitti...
İslam Çupi bir gün sonra şöyle yazıyordu : “Şampiyonluğunu ilan etmiş ve ligi bitirmiş bir Fenerbahçe’yi Sarıyer’e karşı galibiyet için hangi meşale ateşleyecek, hangi galibiyet meleği sonuç için onları konsantre edip filelere yollayacaktı ?
Devrede Galatasaray vardı üstelik. Ali Sami Yen Stadı’ndan çıkıp sanki bir savcı edasıyla postu Fenerbahçe santrasına sermiş bir Galatasaray seyrediyordu Sarı-Lacivertli ekibi.
Dedikodular hafta başından beri yuvarlanıyordu asfaltlarda, gazete manşetlerinde “Fenerbahçe yatacak, maçı ve üçüncülüğü Sarıyer kazanacak, Galatasaray ise gelecek yıl Türkiye içinde bir mecburi istikamete tabi tutulacaktı.”
Maç bittiği zaman basının rotatiflerinde hangi insafın hangi değerlendirmelerin döndüğünü bilmiyorum ama dar sokaklarda geniş asfaltlarda tekerlekleri dönen bir sürü otomobilde Fenerbahçe ile Galatasaray bayraklarının müşterek dalgalandıklarını gördüm.
Aslında Fenerbahçe ve Galatasaray birbirlerinin aptal dostu değil, akıllı birer düşmanı idiler.
İstanbul’da hiçbir rakibi kalmamıştı Fenerbahçe’nin. Kendisi ile dövüşüyordu, kendisi ile sevişiyordu, kendisi ile gurur duyuyordu, kendisi ile deliriyordu Fenerbahçe. Yalnız bir en büyüktü Fenerbahçe İstanbul’da."
Akın Emlak Hüseyin Akın ve Recep İpek ana sponsorluğunda düzenlenen konserde Barutlar İnşaat Rüstem Barut , Yağmur İnşaat Hanifi - Zeki Yüzbaşı, Optimed Güven Hastanesi , Yemek Dünyası ve Tadım Catering Hayrettin Dağ, Gümüş Pen Sinan Gümüş ve Çerkezköy Görüntülü Haber Portalı www.cerkezkoy.gen.tr de katkıda bulunan diğer firmalar oldu.
Erken saatlerde anfi tiyatroyu doldurmaya başlayan Yusuf Güney hayranları sabırlı bir bekleyişin ardından Yusuf Güney'in sahneye gelmesiyle adeta çoştular. Dillerden düşmeyen son şarkısı '' Heder Oldum '' ile konserine başlayan Yusuf Güney daha sonra geçtiğimiz yıl adının duyulmasını sağlayan ve Rafet El Roman'la düet yaptıkları, söz - müziği kendisine ait olan '' aşk-ı virane '' adlı şarkıyla programına devam etti. kendi şarkılarından sonra güncel ve nostaljik parçalardan oluşan şarkılarla programına devam etti. Gördüğü ilgi ve çoşkulu kalabalık karşısında memnuniyet duyduğunu söyleyen Yusuf Güney '' İnşallah Çerkezköy'e tekrar geliriz.'' dedi.
Sık sık sahneye atlayan Yusuf Güney hayranlarını engellemekte güçlük çeken güvenlik görevlileri Yusuf Güney'i yakından görmek isteyen hayranlarına geçit vermediler.
Bir gurup seyirci tarafından açılan '' BENİMLE EVLENİRMİSİN... NOOLURR... '' yazılı pankart da gecenin en değişik isteğiydi. Güney sahneye gelen hayran-larıyla birlikte son zamanların en meşhur oyunlarından olan kolbastıyı oynadı. Yusuf Güney'e sesini duyurmak isteyen bir genç kız ise cep telefonunu sahneye atarak Yusuf Güney'e mesajını okuttu. Gösterdiği üstün sahne performansı ile Çerkezköy'lü hayranlarını adeta çoşturan Yusuf Güney hit şarkısı 'Heder Oldum' adlı parçayı yeniden seslendirerek programını sonlandırdı. Yusuf Güney'in şarkısının bitmesiyle sahne birden Güney'in hayranlarıyla doldu taştı. Hayran- larının elinden güvenlik güçlerinin yardımıyla kurtulan genç şarkıcı daha sonra ilçemizden ayrıldı.
Yusuf Güney Kimdir ?
Yusuf Güney 1984 Trabzon doğumludur.Ancak kendisi Londra’da yaşıyor. Londra'da bir şirkette pazarlama müdürlüğü yaparak hayatını kazanıyordu. Ancak Rafet el Roman İle tanışmasından sonra artık hayatını müzik ile kazanıyor. Rafet el Roman ile 2004 yılında bir konserde tanıştı ve o tarihten sonra Rafet el Roman'ın albümleri için bir çok şarkı yazdı. 2008 yılında Rafet El Roman’ın Aşk-ı virane şarkısında ona eşlik ederek büyük bir hayran kitlesi toplayarak ünlenen sanatçı, Rafet el Roman'ın albüm teklifini de kabul ederek onunla düet yaptı. 2009 yılında ''Bir sevda masalı'' adlı albümü ile sevenlerinin gönlünü şimdiden feth etmeyi başardı.
Tunç Dığın 1308
Feridun Ertğrul 1321
Taner Ünalan 1332
Kayahan Çağlı 1333
Serhat Demircioğlu 1340
Gürkan Demir 1341
Tamer Akbaş 1365
Olcay Güvenç 1405
Sadi Ak 1412
Özcan Baş 1460
Cavit Akın 1596
Murat Sezgin 1625
Bahar Demircioğlu 1764
Murat Niman 1772
Akan Özgül 1846
Ayten Sülemiş 1951
Gül Kibar 2193
Duygu Ateş